Orucun Psikolojiye Etkisi
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız konu hakkında bilgiler verdi.
İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan Ramazan ayı genellikle ibadetin manevi yönüyle ele alınıyor. Ancak oruç tutmak, yalnızca fiziksel bir açlık süreci değil; aynı zamanda güçlü bir psikolojik deneyim niteliği taşıyor. Günlük rutinlerin değiştiği bu dönemin bireyin duygu dünyasında da belirgin etkiler oluşturmaktadır.
Oruç tutma pratiğinin özdenetim, farkındalık, empati ve psikolojik dayanıklılık gibi temel ruhsal süreçlerle doğrudan ilişkili olduğu değerlendirilmektedir.
Özdenetimi Güçlendiren Doğal Bir Egzersiz
Oruç, bireyin en temel biyolojik dürtülerinden biri olan yeme ve içme isteğini bilinçli şekilde ertelemesini gerektiriyor. Bu durum, dürtü kontrol mekanizmasını aktif biçimde çalıştırıyor.Gün içinde hissedilen açlık ve susuzluğun kişinin kendi iç düzenini gözlemlemesi için fırsat sunuyor.Dürtüyü fark etmek ve onu bastırmak yerine yönetebilmek, psikolojik olgunlaşmanın önemli göstergelerindendir. Oruç süreci bu yönüyle doğal bir özdenetim pratiği oluşturur.
Duygusal Farkındalık Artıyor
Yeme davranışının çoğu zaman yalnızca fizyolojik açlıktan kaynaklanmadığını, stres, yalnızlık veya kaygı gibi duyguların da yeme isteğini tetikleyebildiğini hatırlatmak gerekir.
Gün içinde yeme eyleminin olmamasının bireye içsel gözlem fırsatı sunuyor, bu sürecin otomatikleşmiş alışkanlıkları yavaşlattığı ve kişinin kendi sabırsızlığını, tahammül eşiğini ve öfke düzeyini daha net fark edebildiği görülmektedir.
Empati ve Sosyal Bağlar Güçleniyor
Açlık deneyiminin yoksunluk yaşayan bireyleri anlamayı kolaylaştırabilmektedir. Ramazan ayında artan paylaşım ve yardımlaşma kültürünün psikolojik dayanıklılığı desteklediğini söylenebilir. Sosyal destek ve aidiyet hissinin ruhsal iyi oluş üzerinde koruyucu etki oluşturmaktadır.
İlk Günlerde Geçici Tepkiler Görülebilir
Orucun ilk günlerinde bazı kişilerde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:
• Sinirlilik
• Halsizlik
• Dikkat dağınıklığı
• Baş ağrısı
• Duygusal dalgalanmalar
Bu durumun çoğunlukla biyolojik adaptasyon ve rutin değişimine bağlı olduğu, genellikle birkaç gün içinde denge sağlanabiliyor. Bu süreçte kişilerin kendilerine karşı anlayışlı olmaları, uyku düzenine dikkat etmeleri ve performans beklentilerini geçici olarak düşürmelerinin faydalı olacağını ifade etmek gerekir.
Kimler Dikkatli Olmalı ?
Her bireyin psikolojik ve fiziksel koşullarının farklıdır. Özellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları veya kronik hastalığı bulunan kişilerin oruç tutmadan önce uzman görüşü almaları önemlidir.
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız,''Ramazan’da oruç tutmak yalnızca bedensel bir disiplin değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir düzenleme süreci. Doğru farkındalıkla ele alındığında oruç; özdenetimi güçlendiren, empatiyi artıran ve anlam duygusunu derinleştiren bir deneyime dönüşebiliyor.''dedi.